Ağız Boşluğuna Açılan Bezler Nelerdir?
Kayseri’de, bahar rüzgarlarının hafifçe esmeye başladığı o akşam, annemle sohbet ediyorduk. O gün, annemin yüzünde bir gariplik vardı. Gözlerinde belli belirsiz bir endişe ve bir şeyleri anlatmak isteyen bir bakış. Her zaman neşeli, konuşkan annem bu sefer sessizdi. Zaten ben de, her anı doya doya yaşamak isterim, ama bazen öyle bir an gelir ki, hislerimizi paylaşmak için kelimelere bile ihtiyaç duymazsınız. İşte o an, bir şeylerin farklı olduğunu anlamamı sağladı.
Annemin Sağlık Sorunları
Anneme, “Nasılsın?” diye sordum. Cevap vermedi, sadece bir an susarak bana bakıp, “Ağzımda bir şey var, biraz tuhaf hissediyorum,” dedi. Bu basit bir şikayet gibi görünse de, o anki sesi ve vücudunun dilinden okuduğum şey bana çok şey anlatıyordu. Annem, sağlıkla ilgili konuları genellikle basitçe geçiştirirdi, ama bu seferki duruşu çok farklıydı.
İçimde bir şeyler kırılmaya başladı. Kaygı mı, korku mu? Kendimi, annemin hastalığını başından beri kabullenmek zorunda kalmış bir çocuk gibi hissettim. O akşam, ağzındaki bezlerden bahsetti. Başta anlamadım, “Bezler?” dedim, “Hangi bezlerden bahsediyorsun?”
Annemi dinlerken öğrendim ki, ağız boşluğuna açılan bezler aslında bizim vücudumuzdaki önemli salgı bezleriymiş. Tükürük bezleri gibi. İşte bu salivary bezler, yiyecekleri çiğnerken veya ağızda bir şeyler olup biterken görev alıyorlarmış. Hani o akşam üzeri, annemin ağzındaki tuhaf hissiyatı, büyük ihtimalle bu bezlerden biriyle ilgiliymiş.
Annemin tükürük bezlerinde bir şişlik olduğu anlaşıldı, ama ne yazık ki hastane randevusuna gitmek zorundaydık. İçimde bir şeyler kıpırdandı. O anki his, ilk başta tuhaf ve belirsizdi, ama sonra içimi bir korku kapladı.
Korku ve Umut Arasında
Bir süre sonra, annemin tedavi süreci başladı. Şişlik zamanla azalmıştı ama içimdeki huzursuzluk bitmedi. Tükürük bezlerinin ne kadar önemli olduğunu ve bu bezlerdeki herhangi bir sorunun hayatı nasıl etkileyebileceğini düşündükçe, her anı daha da kıymetli kılmak istedim.
Hayat ne kadar öngörülemez değil mi? Bir gün her şey yolunda gibi görünür, ertesi günse birdenbire yüzleşmek zorunda kaldığın bir sorunla baş başa kalırsın. O yüzden belki de bu kadar her şeyi hissetmek ve yaşamak istiyorum. Ama aynı zamanda annemi bir adım daha kaybetme düşüncesiyle içimde kırılan şeyleri tamir edemiyorum.
Tüm bu duyguların arasında, annemin bu durumu biraz daha sakinleştirmesi ve şişliklerin inmesiyle birlikte, bir umut ışığı doğdu. Hani o “belki her şey düzelir” dediğimiz anlar vardır ya, işte o anlardan biriydi. O an, belki de hayatı daha derinden anlamam gerektiğini hissettim.
Ağız Boşluğuna Açılan Bezler: Bir Gerçek
Ağız boşluğuna açılan bezler, tükürük bezleri olarak da bilinen ve ağız içindeki yiyecekleri daha kolay sindirmemize yardımcı olan organlardır. Bu bezler, büyük ve küçük olmak üzere çeşitlendirilir. Parotis, submandibular ve sublingual bezler olarak bilinen bu organlar, ağzımıza yiyecekleri doğru şekilde alıp sindirmemize yardım ederken, aslında vücudumuzun gizli kahramanlarıdır.
İlk başta “bezler” denildiğinde aklıma gelen şey, annemin yaşadığı durumla birlikte, vücudun aslında düşündüğümüzden çok daha fazla işlem yaptığını ve buna her an dikkat etmemiz gerektiğini fark ettim. Basit gibi görünen şeyler aslında bizlerin sağlıklı bir yaşam sürmemizi sağlar. Ama ne zaman bir şeyler yolunda gitmezse, bunlar gözlerimizin önüne gelir ve her şeyin kıymetini daha çok anlamaya başlarız.
Annemle Birlikte
O akşamdan sonra annemi daha yakından gözlemlemeye başladım. Onunla geçirdiğim zamanları biriktirmeye, her anın değerini anlamaya çalıştım. Bugün, hala Kayseri’nin o eski mahallelerinde, annemin yanımda olması beni mutlu ediyor. Hala ağız boşluğundaki o küçük bezlerin, vücudumuzun en ince ayrıntısına kadar nasıl çalıştığını düşünüyorum. Kendi sağlığımıza ne kadar dikkat etmemiz gerektiğini anladım.
Yavaşça, bu süreçte annemin şikayetinin basit bir sorundan ibaret olduğunu öğrendim. Ama bende bıraktığı izler, düşündüğümden çok daha derin. Belki de hayat, bu kadar kıymetli ve hassas bir yerde duruyor. Bizlere sadece her anı sevmek ve değerini bilmek kaldı.
Her şeyin kaybolmaması için, bazen küçük şeyleri dahi ne kadar değerli olduğunu hatırlamak lazım. Annemle birlikte her geçen günü bir anı olarak saklamak, ağzımıza açılan bezlerden çok daha fazlasına işaret eder.