İçeriğe geç

Kur’an’ın kıraatı nedir ?

Hoş geldiniz! Staryazilim olarak bu yazımızda “Kur’an’ın kıraatı nedir” hakkında kapsamlı bilgiler paylaşıyoruz.

Staryazilim olarak “Kur’an’ın kıraatı nedir” konusunda hazırladığımız bu içeriğin beğeninizi kazandığını umuyoruz. Bir sonraki yazıda buluşmak üzere!

İzmir’de Günlük Hayat, Simit ve “Kur’an’ın Kıraatı Nedir?” Sorusu

Buna da Göz Atın: Kur'an'da adı geçen tek kadın peygamber kimdir ?

İzmir’de yaşamak biraz tuhaf bir denge işi. Bir yanın sürekli “hayat akıyor, rahat ol” modunda, diğer yanın “acaba her şeyi doğru mu yapıyorum?” diye gece 03.00’te tavana bakıyor. Ben 25 yaşında biriyim ve bu iki hal arasında gidip gelmeyi resmen spor gibi yapıyorum.

Geçen gün Kordon’da arkadaşlarla otururken konu yine bir şekilde ciddi yerlere kaydı. Başta her şey normaldi: çaylar, tostlar, klasik “bugün kim ne yaptı” muhabbeti… Derken biri cümle arasında “Kur’an’ın kıraatı nedir ya tam olarak?” diye sordu.

Ve o an… masada kısa bir sessizlik oldu.

Hani bazen biri bir soru sorar ve herkes aynı anda “ben biliyorum ama açıklayamam” moduna girer ya, işte aynen öyle.

Ben de içimden dedim ki: “Harika. Yine bilmediğim ama biliyor gibi yapmam gereken bir konu.”

Kordon’da Başlayan Felsefi Kriz

Arkadaşım konuşmaya devam etti:

“Ya şey değil mi, Kur’an’ın kıraatı… okumak gibi ama farklı mıydı?”

Ben o sırada simidi batırdığım çayı karıştırıyorum, sanki dünyanın en önemli işi oymuş gibi. Ama iç sesim bağırıyor:

“Sen bunu biliyor olmalısın. 25 yaşındasın, internet var, Google var, her şey var.”

Ama dış sesim:

“Bence… farklı bir boyutu var ya.”

Masadaki herkes bana baktı.

O an anladım ki “bence” ile başlayan cümleler genelde ya büyük bilgelik ya da büyük uydurma içerir.

Ben ikinci kategoriye daha yakındım.

Kur’an’ın kıraatı nedir? sorusu o anda masada askıda kaldı. Ama benim kafamda resmen döner gibi dönmeye başladı. Sadece teknik bir soru değil, sanki hayatın genel bilgisizlik envanterini açmışız gibi hissettim.

İç Sesimle Röportaj: “Sen Ne Biliyorsun?”

İç sesimle bazen ciddi tartışmalarım olur. Bu olayda da aynen öyle oldu.

İç ses:

“Sen bunu bilmen gerekiyordu.”

Ben:

“Ben şey sanıyordum… sadece okumak gibi?”

İç ses:

“Evet ama neden emin değilsin?”

Ben:

“Çünkü hayatımda hiçbir şeyden %100 emin değilim.”

İç ses:

“Doğru.”

Böyle kısa bir barış anı yaşadık.

Sonra konu yine dağıldı. Arkadaşlar başka bir şeye geçti. Ama ben o noktada artık Kordon’da değildim. Zihnim başka bir evrene geçmişti. Orada büyük bir tabela vardı:

“KUR’AN’IN KIRAATI NEDİR?”

Ve altında küçük puntolarla:

“Sen bunu ciddi ciddi düşünmelisin.”

Evde YouTube Açıp Hayatla Yüzleşme Anı

Eve döndüğümde ilk iş telefonla koltuğa çöküp YouTube açmak oldu. Çünkü modern insanın çözüm yöntemi genelde üç aşamalıdır:

1. Bilmiyorum

2. Araştırmalıyım

3. 37 dakika boyunca alakasız videolar izleyip hiçbir şey öğrenmemek

Ben yine üçüncü aşamaya hızlı geçiş yaptım.

Bir video açtım. “Kur’an kıraati nedir?” anlatılıyor.

Adam anlatıyor, ciddi. Ben dinliyorum, ciddi.

Ama beynim başka yerde:

“Bu arada çay koymadın.”

“Yarın ne yapacaksın?”

“Bu soruyu neden 25 yaşında öğreniyorsun?”

Bir noktada video ilerlerken ben tamamen farklı bir iç tartışmaya girdim.

Kur’an’ın kıraatı nedir? sadece bir tanım mıydı, yoksa bir şeyleri doğru yapma meselesi miydi? Ben hayatta kaç şeyi “duyduğum gibi” yapıyordum da aslında detayını bilmiyordum?

Bir anda konu sadece bilgi değil, kişisel bir yüzleşmeye dönüştü.

Ve bu yüzleşme çok rahatsız ediciydi.

Market Kuyruğunda Varoluşsal Düşünceler

Benzer Bir Yazı: KPSS ÖABT'de hangi dersler var ?

Ertesi gün markete gittim. Normalde market benim için en sıkıcı yerlerden biridir. Ama o gün resmen felsefe kulübüne dönüştü.

Kasada beklerken önümdeki adam telefonda konuşuyordu:

“Abi ben de bilmiyorum ya, kıraat falan diyorsun da…”

Ve ben içimden:

“Hayır ya… bu konu beni takip ediyor.”

Kasiyer bana “poşet ister misiniz?” dediğinde bile kısa bir duraksadım.

Çünkü beynim hâlâ o soruda:

Kur’an’ın kıraatı nedir?

Poşet mi önemli, kıraat mi?

Hayat bazen gerçekten yanlış öncelikler listesi gibi geliyor insana.

Kasadan çıkarken kendime güldüm. Ciddiyim. Sessiz sessiz güldüm.

Yanımdan geçen biri muhtemelen “bu çocuk niye tek başına gülüyor” diye düşünmüştür ama açıklayamam.

Çünkü o an hem komiktim hem kaybolmuş gibiydim.

Arkadaş Grubunda Tekrar Açılan Konu ve Benim Taktiksel Sessizliğim

Akşam yine arkadaşlarla buluştuk. Bu sefer kahve içiyoruz. Biri yine aynı konuyu açtı:

“Ya dün sormuştum ya, Kur’an’ın kıraatı nedir?”

Ben o an direkt suya bakmaya başladım. Çünkü göz teması kurarsam konuşmak zorunda kalacağımı biliyorum.

Bir arkadaşım bana döndü:

“Sen ne diyorsun?”

İşte o an hayatımın kısa bir strateji anıydı.

İki seçenek vardı:

1. Bilmediğimi kabul etmek

2. Çok genel bir şey söyleyip konuyu atlatmak

Ben orta yolu seçtim:

“Ya aslında okuma tarzı gibi bir şey ama detayları var.”

Ve iç sesim:

“Bu cümle seni ne kurtarır ne de batırır. Nötr kaos.”

Ama ilginç olan şu: Kimse daha fazla kurcalamadı.

Çünkü herkes biraz aynı durumda. Herkes biraz “biliyor gibi ama tam bilmiyor”.

Ve bu bana garip bir rahatlık verdi.

Gece 02.47: Tavan, Düşünceler ve Fazla Ciddiyet

Geceleri İzmir bambaşka oluyor. Sessizlik var ama iç sesin sesi daha yüksek çıkıyor.

Yatakta uzanırken yine aynı soruya döndüm.

Kur’an’ın kıraatı nedir?

Bu sorunun aslında sadece bir bilgi sorusu olmadığını fark ettim. İnsan bazen bir kelimeye takılıp kalınca, onun üzerinden kendini sorguluyor.

Ben de öyle yaptım.

“Ben kaç şeyi yüzeysel biliyorum?”

“Kaç şeyi sadece duyduğum gibi kabul ediyorum?”

“Kaç konuda gerçekten derine iniyorum?”

Ve sonra bir anda kendime güldüm.

“Sen simit alırken bile karar veremiyorsun, derinlik mi istiyorsun?”

Bu iç diyalog biraz acımasızdı ama haklıydı.

Yine de o sorunun bende bıraktığı şey kötü bir his değil, garip bir merak oldu.

Küçük Bir Sonuç Değil, Küçük Bir Farkındalık

Sonraki günlerde aynı soru kafamda dönmeye devam etti ama artık panik yaratmıyordu.

Kur’an’ın kıraatı nedir? sorusu benim için bir bilgi eksikliğinden çok, düşünme alışkanlığına dönüşmeye başladı.

Bazen sokakta yürürken aklıma geliyor.

Bazen otobüste camdan dışarı bakarken.

Bazen de arkadaşlar saçma bir şey konuşurken.

Ve her seferinde şunu fark ediyorum:

Hayatın içinde aslında ne kadar çok “tam bilmiyorum ama sanki biliyorum” anı var.

Ben de o anların içindeyim.

İzmir’de, 25 yaşında, biraz fazla düşünen, biraz fazla gülen ama en çok da kendi içinde konuşan biri olarak…

Ve belki de en komik tarafı şu:

Bazı soruların cevabını bilmekten çok, o soruyla yaşamayı öğreniyoruz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort deneme bonusu veren siteler
Sitemap
grandoperabet yeni giriş