Kayseri’nin Sessiz Bir Gecesinde Cemşid el-Kâşi’yi Tanımak
Merhaba Staryazilim okurları! Bugün sizlerle “Cemşid el-Kâşi kimdir” konusunu ele alacağız.
Kayseri’de yaşadığım o soğuk kış gecesini hâlâ günlüğümün arasında saklarım. 25 yaşındaydım ve her zamanki gibi odamın küçük masasının başına oturmuş, gün içinde içimde birikenleri yazıyordum. Penceremin kenarında duran kahve soğumuş, dışarıda Erciyes’in karla kaplı görüntüsü sessizce geceye karışmıştı.
O gün kendimi garip bir şekilde yorgun hissediyordum. Hayatın bazen insanın önüne koyduğu belirsizlikler beni fazlasıyla düşündürüyordu. Çabalarımın karşılığını alamadığımı düşündüğüm anlar oluyordu. Bir şeyler öğrenmek, kendimi geliştirmek ve geride anlamlı bir iz bırakmak istiyordum ama bazen bu isteklerim ulaşılmaz bir hayal gibi görünüyordu.
Tam da böyle hissettiğim bir anda, eski bilim insanlarının hayatlarını araştırmaya başladım. Karşıma çıkan isimlerden biri Cemşid el-Kâşi oldu. İlk başta sadece matematik tarihindeki önemli bir isim olduğunu düşünmüştüm. Ancak onun hayatını okudukça, karşıma sadece sayılarla uğraşan bir bilim insanı değil; büyük hayaller taşıyan, zorluklara rağmen yolundan vazgeçmeyen gerçek bir insan çıktı.
Cemşid el-Kâşi Kimdir? Bir Bilginin Ardındaki Büyük Mücadele
Cemşid el-Kâşi, 14. yüzyılın sonları ile 15. yüzyılın başlarında yaşamış önemli bir matematikçi ve astronomdur. Asıl adı Gıyaseddin Cemşid bin Mesud el-Kâşi’dir. İran’ın Kaşan şehrinde doğduğu için “el-Kâşi” adıyla tanınmıştır.
Onu özel yapan şey sadece yaptığı matematiksel çalışmalar değildi. Yaşadığı dönemde bilim yapmak kolay değildi. Bilginin bugünkü kadar hızlı yayılmadığı, insanların çoğu zaman kendi imkânlarıyla araştırmalar yaptığı bir çağda Cemşid el-Kâşi, büyük bir sabır ve kararlılıkla çalışmalarını sürdürdü.
Onun hayatını okurken kendi yaşadığım küçük mücadeleleri düşündüm. Ben bazen bir hedefime ulaşamadığımda birkaç gün boyunca moralimi kaybediyordum. Fakat yüzyıllar önce yaşayan bir insanın, sınırlı imkânlarla büyük matematiksel keşiflere imza atması bana çok dokundu.
İçimden “Ben neden hemen vazgeçiyorum?” diye sordum. Bu soru beni uzun süre düşündürdü.
Bir Defter Sayfasında Karşılaştığım İlham
O gece günlüğüme uzun bir not yazdım. Sayfanın en üstüne sadece şu cümleyi koydum: “Bazen yolun uzun olması, yanlış yolda olduğun anlamına gelmez.”
Cemşid el-Kâşi’nin hayatında beni en çok etkileyen şey buydu. O, kolay bir yol seçmemişti. Bilginin peşinden gitmiş, hesaplamalar yapmış, dönemin bilim dünyasına önemli katkılar sağlamıştı.
Özellikle ondalık kesirler üzerine yaptığı çalışmalar ve matematiksel hesaplamaları geliştirmesi, onun ne kadar ileri görüşlü olduğunu gösteriyordu. Ayrıca pi sayısının değerini çok hassas şekilde hesaplaması, matematik tarihinde önemli bir yere sahip olmasını sağladı.
Bunları okurken içimde büyük bir heyecan oluştu. Çünkü bazen geçmişte yaşamış insanların hikâyeleri, bugünün insanına sessizce güç verebiliyor. Cemşid el-Kâşi’nin hayatı da benim için böyle oldu.
Erciyes’e Bakan Bir Pencereden Geçmişe Yolculuk
Birkaç gün sonra yine aynı masada oturuyordum. Dışarıda kar yağıyordu. Kayseri’nin sakin sokakları beyaza bürünmüş, şehir her zamankinden daha sessiz görünüyordu.
Elimde Cemşid el-Kâşi hakkında okuduğum notlar vardı. Onun yaşadığı dönemi düşündüm. Bir insanın yüzyıllar önce kalem, kâğıt ve büyük bir merakla evreni anlamaya çalışması bana inanılmaz geldi.
Bir anda içimde hem mutluluk hem de hüzün hissettim.
Mutluydum çünkü insanın öğrenme isteğinin zamana bağlı olmadığını fark etmiştim. Hüzünlüydüm çünkü tarihte böylesine değerli insanların bazen yeterince tanınmadığını düşündüm.
Kendi kendime “Acaba kaç tane büyük insanın hikâyesini hiç bilmiyoruz?” diye sordum.
Cemşid el-Kâşi benim için artık sadece bir matematikçi değildi. O, hayallerinin peşinden giden bir insanın simgesiydi.
Bilimin Sessiz Kahramanı
Cemşid el-Kâşi’nin hayatında dikkatimi çeken bir başka nokta da azmi oldu. Bilim insanları çoğu zaman sadece yaptıkları keşiflerle anılır. Fakat onların arkasında büyük bir emek, yalnızlık ve sabır vardır.
Bir problemi çözmek için saatlerce düşünmek, yanlış sonuçlarla karşılaşmak ve yeniden denemek kolay değildir. Ben bile günlük hayatımda küçük bir başarısızlık yaşadığımda hayal kırıklığına uğrayabiliyorum. Oysa Cemşid el-Kâşi gibi insanlar, başarısızlıkları yolun sonu olarak değil, öğrenmenin bir parçası olarak görmüşlerdir.
Bu düşünce bana umut verdi.
Hayatta bazen istediğimiz şeyler hemen gerçekleşmeyebilir. Bazen insanlar bizi anlamayabilir. Bazen kendi yeteneklerimizden bile şüphe edebiliriz. Ancak önemli olan, içimizdeki merakı ve çalışma isteğini kaybetmemektir.
Cemşid el-Kâşi’den Öğrendiğim En Büyük Ders
O gece günlüğümün sonuna şu cümleyi yazdım:
“Büyük insanlar, büyük olduklarını düşündükleri için değil; vazgeçmedikleri için iz bırakırlar.”
Cemşid el-Kâşi’nin hikâyesi bana bunu öğretti. Onun hayatı sadece matematik formüllerinden, astronomi hesaplarından veya bilimsel eserlerden ibaret değildi. Onun hikâyesinde umut vardı. Çaba vardı. İnanç vardı.
Bugün hâlâ bazen kendimi yetersiz hissettiğim zamanlar oluyor. Bazen önümdeki yollar çok uzun görünüyor. Ama böyle anlarda o kış gecesini hatırlıyorum. Kayseri’de odamda oturup geçmişten gelen bir bilginin hikâyesini okuduğum anı…
Cemşid el-Kâşi bana şunu hatırlatıyor: İnsan, elindeki imkânlar ne kadar sınırlı olursa olsun, merakını kaybetmezse dünyaya küçük de olsa bir ışık bırakabilir.
Belki benim yazdıklarım yüzyıllar boyunca kalmayacak. Belki benim adımı kimse hatırlamayacak. Ama önemli olan, yaşadığım sürede öğrenmeye devam etmek ve kendi küçük hikâyemi anlamlı kılmak.
Cemşid el-Kâşi’nin asırlar öncesinden gelen sesi bana bunu fısıldıyor gibi geliyor: Sabret, çalış ve hayal etmekten vazgeçme.